Türkiye'de Bağımlılıkla Mücadele Politikalarının Ekonomik Etkisi ve Sosyal Destek Modeli

Aile ve Toplum ile ilgili siyasi bir sempozyumda, Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, bağımlılığın toplumsal ve ekonomik açıdan kritik bir tehdit oluştuğunu vurguladı. Konuşmasında, özellikle dijital bağımlılık, sigara ve alkol gibi alanlarda atılan adımların, bankacılık sektörü ve makroekonomik istikrar üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Göktaş, 2024-2028 yıllarını kapsayan 'Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgesi' çerçevesinde, erken müdahale programları ve aile odaklı sosyal danışmanlık hizmetlerine yatırım yapıldığını belirtti. Batman'da başlatılan pilot projede, 1286 hane ziyaret edilerek 551 vatandaş tedaviye yönlendirildi ve 4,5 milyon TL'lık sosyal yardım sağlandığı ifade edildi. Ayrıca, sosyal risk haritalarının oluşturulması ve 15 yaş altındaki çocuklar için sosyal medya erişim kısıtlamaları gibi önlemlerin, ailelerin gelir düzeylerine ve istihdam oranlarına doğrudan etki yapabileceği tartışıldı. Sempozyumun ardından, sigara bağımlılığının yıllık 50 milyon can aldığı ve pasif içiciliğin Türkiye'de her 5 kişiden biri için risk oluşturduğu açıklanırken, eğitim ve kültür kurumlarının kapalı alanlarda tütün kullanımının yasaklanması planına dahil edildi.
Kerem Tufan: Bu tür sosyal politikalar, özellikle genç nüfusun istihdam edilmesi ve ailelerin gelir düzeylerinin desteklenmesi açısından bankacılık sektörü için kritik öneme sahip. Eğer toplumsal risklerin azaltılması başarısız olursa, KOBİ kredilerindeki daralmaya devam edebilir. Ayrıca, sigara ve dijital bağımlılıkla mücadelede yapılan yasal düzenlemeler, tüketim hacmindeki düşüşle birlikte, vergi gelirlerine de olumsuz etki yapabilir. Ancak bu tür projeler, uzun vadede toplumsal maliyetleri azaltarak, kredi risklerini de düşürebilecek yapısal reformlar olarak görülmelidir.