AB Dış İlişkiler Şefi Kallas: Hürmüz Boğazı'nda Geçiş Ücreti Olmadan Deniz Taşımacılığı Sürdürülmeli

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB Dışişleri Bakanları Toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada, İran'ın ticari gemilere yönelik saldırılarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurguladı. Hürmüz Boğazı'nda uluslararası deniz taşımacılığının süregelmesinin kritik önemini kazandıran Kallas, savaş öncesi ve sonrasında bölgede geçiş ücreti alınmaksızin serbest akım sağlanması gerektiğini belirtti. AB dışişleri bakanlarının bu konudaki ortak görüşte olduğunu ifade eden Kallas, İran'ın Ürdün, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn'e yönelik saldırılarının bölgesel barış sürecine ciddi tehdit oluşturduğunu kaydetti.
AB'nin Körfez ülkeleriyle yeni stratejik ortaklık anlaşması müzakerelerine başladığını açıklayan Kallas, Kızıldeniz'deki ASPIDES Operasyonu'nun uluslararası deniz taşımacılığının korunmasına devam edeceğini belirtti. Ayrıca, Romanya ve Bulgaristan'ın öncülüğünda kurulacak Karadeniz Deniz Güvenliği Merkezi'nin kritik altyapı koruma konusunda katkı sağlayacağını ifade etti. AB'nin geçen yıl Karadeniz Stratejisi kapsamında 200 milyon avro değerinde 65 projeyi hayata geçirdiği vurgulandı.
Ermenistan ve Moldova için sağlanan ekonomik destek paketlerine değinen Kallas, geçen hafta Rusya baskısına karşı Ermenistan'a yönelik desteklerin yanı sıra, Moldova için 120 milyon avroluk en büyük destek paketinin onaylandığını duyurdu. Bu paketin hava savunma kapasitesini güçlendirmesinin yanı sıra, AB uzmanlarının Ermeni makamlarına siber güvenlik, dezenformasyon ve yasa dışı mali akışlarla mücadelede yardımcı olacağını açıkladı.
Piyasalar, Hürmüz Boğazı'ndaki jeopolitik geriliklerin enerji ve deniz taşımacılığı maliyetleri üzerindeki etkisini yakından takip ediyor. AB'nin stratejik projeleri ve bölgesel istikrar adımları, özellikle Orta Doğu'daki risk faktörlerini dengeleme potansiyeline sahip. Ancak, İran ile yaşanankonfliklerin ticari gemilere yönelik saldırılarla devam etmesi, küresel tedarik zincirlerine olası kısıtlamalar getirebilir. Finansal teknoloji alanında yer alan şirketlerin, bu tür jeopolitik riskleri sistematik olarak ele alacak çözümler geliştirmesi, sermaye akımlarının istikrarını korumada kritik rol oynayabilir.