Prologis'ten Lojistik Depo Talebindeki Artışla Rekabet Avantajı Sürdürülüyor
Lojistik depo operatörü Prologis (NYSE: PLD), ikinci çeyrekteki performansıyla piyasada öne çıkıp, genel piyasa metriklerini geride bırakmayı sürdürüyor. Gerçekleşen kira artışları ve rekora vurulan talep, şirketin yıl sonu beklentilerini yükseltmesine neden oldu. İkinci çeyrek için $2.43 milyar'lık toplam gelir, yıllık %11 artış ve $2.16 milyar'lık piyasa beklentisinin üzerinde gerçekleşti. Dağıtılmamış temel fon akışı (FFO) ise $1.63 olarak, yıllık bazda %17 artış ve analistlerin tahminlerin %8 üzerinde kaldı.
Lojistik Depolama Piyasasında Kırsal Rekabet Gücü
Prologis, dört dört yılda bir defa yeni rekor kırarak, ikinci çeyrekte 67 milyon kare feet'lik alan kiralamayı gerçekleştirdi. Bu da, son yedi çeyrek içinde dördüncü kez gerçekleşen bir rekor. Yeni başlayan kiralamalar ise %21 artışla 61.7 milyon kare feet'e ulaştı. Ortalama doluluk oranı %95 seviyesinde, yıllık %10 artış ve mevsimsel %30 düşüş gösterdi. Çeyreğin sonunda doluluk oranı %95.5 olarak gerçekleşti.
Lojistik Altyapı Yatırımlarında Yükselen Talep
Prologis, bu yıl toplam 220 milyon kare feet'lik net talep beklentisiyle, piyasa genelindeki doluluk oranının %30 artacağını öngörüyor. ABD kiralarındaki %70'lik artışın yanı sıra, Texas, Güneydoğu, Ortalya ve San Francisco Büyükşehir Bölgesi gibi sıkı piyasa bölgelerinde kira büyümesinin enflasyonu geride bırakması bekleniyor. Core FFO tahmini de $6.22 ile $6.30 arasında seyredecek. Geliştirme projeleri ise logistik mülklerle birlikte veri merkezi inşaatlarını da kapsıyor. İkinci çeyrekteki geliştirme başlangıçları $1.6 milyar seviyesinde, bu da yarısının logistik mülklerle ilgili olduğunu gösteriyor.
Kaptan Rıza Deniz: Lojistik altyapı yatırımlarındaki talep artışı, tedarik zinciri yeniden şekillenmesi ve küresel enflasyon baskılarıyla birlikte, lojistik mülklerin enflasyon koruması fonksiyonunun güçlendiğini gözler önüne seriyor. Prologis'in performansı, özellikle veri merkezi gibi yüksek getirili yatırımlara yönelmenin, sadece geleneksel lojistik depoların ötesinde stratejik bir avantaj yarattığını gösteriyor. Bu trend, denizcilik ve karayolu taşımacılık maliyetlerindeki artışa karşı, kara lojistiğinde konum güvenliği arayışının bir yansıması olabilir.