ABD'nin Çin'den Kopuş Faturası: 14 Trilyon Dolarlık Ekonomik Kabus

EY-Parthenon'un son analizi, ABD'nin Çin ekonomisinden tam anlamıyla ayrılmasının sadece siyasi bir irade meselesi olmadığını, aynı zamanda 13.7 trilyon dolarlık devasa bir mali yük gerektirdiğini gözler önüne seriyor. Küresel ticarette yaşanan bu jeopolitik gerilim, Batı dünyası için Çin fabrikalarının ucuz maliyet avantajını ortadan kaldırarak yapısal enflasyon riskini tetikliyor.
Trilyon Dolarlık Yatırım ve Kopuşun Bedeli
Rapor, ABD, Euro Bölgesi ve İngiltere'nin Çin'e bağımlılığını yüksek riskli sektörlerden kaldırabilmesi için önümüzdeki 25 yılda gerçekleştirmesi gereken yatırımların boyutunu çarpıcı şekilde ortaya koyuyor:
Gümrük Vergileri ve Gerçeklik Payı
Donald Trump yönetimi, Çin'e bağımlılığı kırmak adına agresif ticaret önlemlerini devreye sokmuş durumda. Uygulanan %10luk ithalat vergisi ve zorunlu işçilik gibi haksız ticaret uygulamaları iddialarıyla yürürlüğe konan %7.5 ile %100 arasındaki ek vergiler, Biden döneminin CHIPS Yasası gibi yerli üretimi teşvik eden adımlarının üzerine ekleniyor. Ancak veriler, ABD ekonomisinin Çin'e olan bağımlılığının hala canlı olduğunu kanıtlıyor:
Yapısal Enflasyon ve "Yerelleştirme" Tuzağı
EY-Parthenon UK makro ve jeostrateji lideri Mats Persson, ABD ve Avrupa için tam kapsamlı yerelleşmenin, özellikle Çin'den kopuşun "gerçek dışı" olduğunu vurguluyor. Çin'deki üretim ölçeği ve tedarik zinciri yoğunluğu nedeniyle fabrika fiyatları Batı'ya göre %20 ila %100 daha ucuz. Bu fiyat farkı, ABD'nin Çin'den bağımsız bir tedarik zinciri kurması durumunda enflasyonun yapısal olarak %1 ila %2 artması anlamına geliyor.
Persson, bu yüksek fiyatları yönetmenin, ABD'nin her yıl Enflasyon Azaltma Yasası büyüklüğünde (891 milyar dolar) bir harcama yapmasını gerektireceğini, AB için ise bütçenin ikiye katlanması anlamına geleceğini belirtiyor. Ancak uzmanlar, bu seviyede yatırımların sağlanmasının imkansıza yakın olduğu konusunda hemfikir.
Piyasalar bu "kapsamlı ayrışma" senaryosunu fiyatlamaya henüz hazır değil. Biz EM masasında bu durumu "düzensiz küreselleşme" olarak adlandırıyoruz; tam kopuş yok, ancak risk primleri ve tedarike maliyet sürekli yukarı yönlü baskı altında kalacak. ABD, derin sermaye piyasaları ve doların gücüyle Avrupa'dan daha şanslı görünüyor olsa da, Çin'in ölçek ekonomisi ve uzun vadeli sanayi politikaları karşısında Batı'nın atacağı adımlar enflasyon dinamiklerini önümüzdeki on yılda öngörülemeyen bir bölgeye sürükleyebilir.